Türk Milleti'nin askeri konuştu
Türk Milleti’nin Askeri konuştu
Türk Milleti’nin Askeri konuştu
M. Kemal AYÇİÇEK – 14 Nisan 2009
Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un son yıllarda örneğini görmediğimiz, bir Türkiye mozaiğini andıran davetliler önündeki Harp Akademilileri Komutanlığı’ndaki konuşması, televizyonlardan da canlı olarak yayınlanınca davetliler gibi tüm Dünya’da bu konuşmaya kilitlendi. Bugüne kadar bir çok anket yapıldı ve bu anketlerden hep “en güvenilir kurum” olarak “Türk Ordusu”nun çıkması, Başbuğ’un bu konuşmasında olduğu gibi Türk Askerini, tamda konuşma metnindeki gibi algılamasındandı. Türk milleti askeri tam algılıyordu ama Asker’in zaman zaman Türk Milleti algısında zaaflar oluyordu. Bu zaafları da tartışılınca “vay sen asker düşmanısın” yaftalarına hedef oluyordu işte.
Kimi zaman Ordu sözcülerinin veya en yetkili konumlarında görev alanların “halka tepeden bakan” izlenimi veren, “ceberut” bir zihniyeti çağrıştıran, “sivillerin aklı ermez” mantığına hapsolmuş, salt “devlet ve milletin sahibi” gibi görüntüler veren tutum ve davranışları, Türk Askeri’nin sadece ülkemizde değil Dünya’da da yanlış algılanmasına yol açıyordu. Demokratik, Laik ve Sosyal Bir Hukuk Devleti’ndeki tanımla, verilen görüntülerden sanki bu ülkede “askeri vesayet” hüküm sürüyormuş gibi bir Ortadoğu ülkesi imajı veriliyordu. Nitekim, sivil yönetimlere yapılan “darbeler” , “post modern darbeler” “e- muhtıralar” veya direk “muhtıralar” la böylesi bir geri kalmışlık görüntüsü, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne güveni zedeliyordu.
İşte Genel Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Türkiye’nin bu olumsuz imajını kendi cenahından düzeltme gereğini görmüş, 21. yüzyılı çok iyi okuyarak, tarihe geçecek netlik ve içerikteki açıklamasını yapmıştır. Türk Milletinin gurur duyduğu asker ve komutanına yakışır bu tarihi konuşma, geleneksel askeri sempatizanları üzmüş olabilir. Orgeneral Başbuğ’un konuşmasının her bir satırı iyice analiz edildiğinde, bu milletin samimi ve dürüst ve önyargısız insanları şüphesiz “işte Türk Milletinin Askeri budur” diyecektir. Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral İlter Başbuğ, zaman zaman özellikle “altını çizerek söylüyorum” ifadelerini kullanmak zorunda kalıyorsa, bunları çok da keyfinden söylüyor değildir. Orgeneral Başbuğ’un şu ifadelerinin tamamını çok fazla önemsemekle birlikte, şu ifadelerine dikkatinizi çekerim;
“Bu arada, MONTESQUEI’nun “Kanunların Ruhu Üzerine” adlı başyapıtının ön sözünde, ön yargıyı: “Bazı şeyleri bilmemek değil, kendi kendini bilmemek” şeklinde tanımladığını da hatırlatmak isterim.
Bahsettiğim önyargılı yaklaşımlardan birincisi, demokratlık kisvesi altında Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sistematik muhalefet yapılması demokrasimizi geliştirmeyecektir. Bu çoğulculukla ifade edilebilecek veya açıklanabilecek bir husus değildir. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetleri, demokrasinin gelişmesinde, çoğulculuğun toplumsal bir boyut kazanmasında engelleyici bir kurum olarak göstermek de yanlıştır.
İkincisi ise, toplumumuzun özellikle mütedeyyin kesimlerini etkilemek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerini din karşıtı olarak gösteren kötü niyetli propaganda kampanyalarıdır. Ancak, toplumumuzun mütedeyyin kesimleri bu propagandaya itibar etmemektedir. Ordusunu sevmekte ve güvenmektedir. Çünkü bu asker, Türk milletinin bizatihi kendisidir. Aynı hassasiyetlere sahiptir. Kim ne derse desin, Türk milletinin ordusu halktır, halktandır, halk içindir.
Sivil-asker ilişkileri kapsamında sivil ve askerî liderler arasındaki güven ve itimat da büyük öneme sahiptir.
Her ülkede karar mekanizmalarının nasıl işleyeceği, asker ve sivil arasındaki yetki ve sorumlulukların nasıl paylaşılacağı, o ülkelerin anayasa ve yasalarında belirtildiği şekilde olmaktadır. Bu hususta, siyasal ve kurumsal kültür, güvenlik ortamı ve toplumsal algı da belirleyici özelliğe sahiptir. Bu nedenle, sivil-asker ilişkileri, ülkelerin kendine özgü şartları dikkate alınarak incelenmelidir.
Eliot COHEN, sivil ve asker ilişkilerini eşit olmayanlar arasındaki bir diyalog olarak tanımlamaktadır.2 Bu ilişkide elbette sivil liderler gerçek güce, otoriteye sahiptir. Ancak sivil otoritenin askerî konulara müdahalesinde, tespit edilmiş katı prensiplerden ziyade sağduyulu davranışlar öne çıkmalıdır. Tabi, COHEN’i bu noktaya getiren düşünce de askerlik mesleğinin, profesyonel bir meslek oluşundan ileri gelmektedir.
Sivil-asker ilişkisi, elbette yasalarla çizilen sınırlar içinde, karşılıklı samimiyete, güven ve itimada ve askerlik mesleğinin profesyonel niteliğine saygı gösterilmesine dayandırılmalıdır.
Yine HUNTINGTON’a göre, silahlı kuvvetler üzerinde sivil otoriteye en sağlıklı ve en etkin kontrolü sağlayan norm, “objektif kontrol”dur.3 Objektif kontrol ise, askerlik mesleğinin profesyonel yeteneğinin artırılması ve askerlerin politikadan uzaklaştırılması ile sağlanır. Bunun doğal neticesi olarak da askerlere kendisini organize etme ve görevlerini yürütme açısından önemli boyutta otonomi verilmelidir. Elbette bu otonominin boyutları yasalarla belirlenmelidir. Ancak bu durum, kurumun gizlilik ihtiyaçları gözetilirken kurumun saydam olmasına da engel teşkil etmemelidir.
Günümüzde ast rütbeli personelin güven ve itimadına sahip olma hususu daha fazla önem kazanmıştır. Bunun için üstlerin astları ile çok iyi iletişim içinde olmaları, karar öncesi onların düşünce ve tekliflerini dinlemeleri ve uygun olan hususları dikkate almaları zorunludur. Silahlı Kuvvetlerde üstler, astlarının güven ve itimadına zarar verebilecek davranışlarda bulunmamaya özen göstermelidirler”
Genel Kurmay Başkanı İlker başbuğ’un konuşmasının her satırından sayfalarca yazı yazmak mümkündür. Fakat, Başbuğ’un “Askerlik mesleği, bir profesyonel meslek olarak, mesleğin temel etik/ahlaki değerlerini korurken, yeni ihtiyaçlara ve farklı koşullara uyabilme niteliğine de sahip olmak zorundadır.
Elbette dün olduğu gibi, bugün de Türk Silahlı Kuvvetleri vazifesini Anayasa’da ifade edilen Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı olarak yürütmeye devam edecektir. Demokrasi, laiklik, sosyal ve hukuk devleti olmak, bunlar vazgeçilmez unsurlardır.
21′inci yüzyılın şartlarına ve ihtiyaçlarına Silahlı Kuvvetlerin daha etkinlikle cevap verebilmesi için üzerinde önemle durulması gereken bazı hususlar şunlar olabilir:
- Silahlı Kuvvetlerdeki bütün personelin sahip olması gereken; dürüstlük, sadakat, disiplin, cesaret, sorgulama ile anlama gücü ve fiziki uygun şartlara her zaman sahip olunması gibi nitelikler bugün de önemini korumaktadır.
- Bugün, Silahlı Kuvvetlerin genel faaliyetlerinde üç temel husus daha da önem kazanmakta ve öne çıkmaktadır. Bunlar; açıklık, sonuçlara odaklanma ve sorumluluklardır.
- Açıklık; iş birliğini, ilişkilerde dürüstlüğü ve karşılıklı güven ve itimadı zorunlu kılmaktadır.
Sonuçlara odaklanma ise; yaratıcılığa, inisiyatif tanımaya ve açık ve net olmaya bağlıdır.
Sorumluluk ise; sorumluluğu devretmeden görev ve yetkilerin verilmesini ve görevlerin yerine getirilmesine fazla müdahale edilmemesini içermektedir.
- Günümüzün şartları ve ihtiyaçları Silahlı Kuvvetlerin önemini azaltmamaktadır. Aksine, günümüzün şartları Silahlı Kuvvetlerin millî gücün diğer unsurları ile koordineli ve iş birliği içinde ve kapsamlı bir strateji kapsamında kullanılması konseptinin önemini giderek artırmıştır.
Bu konsepte bugün; “Gayret Birliği” denilmektedir. Bu husus ise askerî liderlerin bilgi alanının daha da genişlemesini zorunlu kılmaktadır” şeklindeki daha bir çok vurgusundan sonra yazılabilecek bir şey kaldığını sanmıyorum. Her şeyi tamda halkın anlayabileceği dil ve kararlılıkta ve detaylı bir şekilde izah etmiştir.
Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu konuşmasından şüphesiz milletimiz mutlu olmuştur. Çünkü konuşmanın içinde “Millet” vardır.Konuşmanın tamamını izleyemeyenler, konuşmanın tam metnine Genel Kurmay Başkanlığı’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Kalın sağlıcakla. http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_7_Konusmalar/2009/org_ilkerbasbug_harpak_konusma_14042009.html
U.S. President visits Turkey Obama'nın
M. M. Kemal AYÇİÇEK – 8 Nisan 2009 Kemal AYÇİÇEK - 8 April 2009
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti sırasında çeşitli platformlarda verdiği mesajlar tartışılıyor. U.S. President Barack Hussein visited Turkey during Obama'nın the messages on various platforms are discussed. Olayı herkes, kendi cenahından yorumluyor. Incident everyone has their own interpretation of cenah. Gerçekte Obama’nın amacı neydi? What was the purpose Obama'nın fact? Hep alıştığımız, kuşkucu bakış tarzımızla “bizden çok şeyler istemiştir, kaybımız çok olacak, göreceksiniz” mantığını haklı kılacak bir durum söz konusu bile değildir. I always have used, skeptical view of our way "has prompted a lot of us, we too will be lost, you will see" the logic of the case will make the right is not even. Obama, bir önceki ABD Başkanı Bush’un dinlememekte direndiği Türkiye’ye aslında bir derin özür ve gelecekte de güven telkin etmiş ve “kritik ortaklık” adımını atmıştır. Obama, a previous U.S. President Bush does not listen well to resist a deep apology to Turkey, and inculcate confidence in the future, and "critical partnership" has the step.
Bugüne kadar hiçbir ABD başkanının olmadığı kadar tüm ziyaretlerinin Türkiye başta olmak üzere Dünya kamuoyuna canlı yayınlarla mesajlar verdiği bir gezi olmamıştır. To date, no U.S. president before all of the visits to Turkey, especially in the world live with the messages the public has been a trip. Gerek bilişim çağının teknolojik imkanlarının gelişmişliği ve gerekse yayıncı kuruluşların çok donanımlı oluşları sayesinde ABD başkanı Barack Hüseyin Obama’nın ziyaretini sadece gazeteciler ve diplomatlar değil tüm Dünya canlı yayınlarla izlemiştir. Age and the technological development of information necessary for organizations and publishers create, thanks to hardware with the U.S. president visits Barack Hussein Obama'nın not only journalists and diplomats live with all the world was watching. Artık günümüz şartlarında verilen tüm mesajların, orasından burasından kırıntılanarak, toplum üzerinde bir takım şüphe ve vehimlere yol açacak yorumlar, eskiden olduğu gibi yapılamayacak. Now, given all the messages in today's circumstances, the scraps will be here from there, doubt and suspicion in society will lead a team on the comments, as in the past will not be made. Yapılsa da zaten yapanların hangi amaçla bu yorumları yaptıkları sırıtacaktır. What purpose do these comments is that they do that already do will grin.
Devletlerarası resmi müzakereler hariç, gezi ayrıntılarıyla kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiş ve yakın bir zamanda kamuoyu yoklamalarında Türkiye halkının yüzde 50’lere düşen ABD desteği, Obama’nın iki günlük Türkiye ziyaretinde yüzde 80’ler üzerindeki desteğe ulaşmıştır. State, except the official negotiations, travel details in front of the public's eye, and close occur at a time when public opinion polls in Turkey that the United States dropped 50 per cent of support, Obama'nın two-day visit Turkey percent support over 80's has reached. Öyleki, Obama’nın İstanbul’da Ayasofya Müzesi ve Sultan Ahmet camii ziyaretlerinden sonra Tophane-i Amire’de öğrencilerle buluşması ve orada insanlar arasında daha iyi iletişim kurulmasının, yanlış anlamaların üstesinden geleceğini ifade etmesi ve gençlerin politikaya girmesini önermesi başlı başına bir değişim ve gençliğe güvenin ifadesidir.Ayrıca, gençlerle buluşmasında “ezana yarım saat var, ezandan önce bitirmeliyiz” şeklindeki ayrıntıyı ifadesi, inanca olan saygısının yapmacık olmadığının bir kanıtı gibiydi. That, Obama'nın Hagia Sophia Museum in Istanbul and visit the Sultan Ahmet Mosque after the Tophane-i Amire in meeting with students and there among the people better to communicate, misunderstandings over the future of the expression and young people to enter politics to suggest in itself a change, and youth ifadesidir.Ayrıca of trust, to meet young people "to ezan have half an hour, we must end before ezan" details in the shape of expression, belief in the respect of the evidence was not feigned.
Barack Hüseyin Obama’nın hem beden dilini ve hem de yaptığı konuşmalardaki “insana saygı”yı ön plana alan kullandığı sözcükleri, belki bizim karakterimize uygun ifade tarzı da kendisine inanılırlığı artırmıştır. Barack Hussein and his Obama'nın and speech and body language of "respect for people" then use the words in the fore area, maybe we meet our characters wording has also increased its credibility. ABD başkanı, eski başkan Bush’un tam aksine bir profil çizerken, gençlerden birinin “Abd’deki liderlerde U.S. President, former President Bush opposed a profile, while the younger one of the "leaders in the U.S. simalar değişir ama kafalar değişmez, aslında sizin de bush’tan pek farklı olmadığınıza ne dersiniz?” şeklindeki sorusuna, Obama’nın “uygulamalarımızla bunu görürsünüz. faces change but the heads do not change, in fact very different from the bush you How about you not? "The question of how, Obama'nın" practices, we'll see. Liderler arasında fark var mıdır, yok mudur görürsünüz” cevabı bile iyi niyet ve dürüst bir politikacı imajını ortaya koymuştur. Is there is a difference between leaders, do not you'll see "response, even in good faith and honest image of a politician is revealed.
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, bir önceki başkan George w.Bush’un Irak’ın işgal edilmesi olayı başta olmak üzere bölgedeki politikalarında kulak verip, dinleme zahmetine bile katlanmadığı Türkiye’ye aslında dolaylı bir “özür dileme” ve bundan sonra Afganistan, Pakistan, Ortadoğu, Irak, İran, İsrail-Filistin, Türki cumhuriyetler, Kafkaslar ve hatta Rusya ve Avrupa konusunda da her türlü problemi, birinci derecede paylaşacağı bir patner olarak kabul ettiğini ilan için Türkiye’ye gelmiştir. U.S. President Barack Hussein Obama, a previous President George w.Bush 'invasion of Iraq to the events such as the policies in the region to lend an ear and listening does not bear even to bother to Turkey, which in fact "apologies" and then Afghanistan, Pakistan, Middle East, Iraq, Iran, Israel-Palestine, the Turkic republics, the Caucasus and even in Russia and Europe in all kinds of problems, to share in the first degree is accepted as a poster patner has come to Turkey for. ABD başkanı Obama, Türkiye’nin Dünya’daki konumunu nihayet tam olarak algılamış olarak, Türkiye’nin liderliklerine özellikle bu coğrafyada muhtaç olduğunun farkındalığı ile “kritik ortaklık” ifadesini kullanmış ve konumuna uygun ağırlıkla mesajları tüm Dünya’ya açıkça ilan etmiştir. Obama President of the United States, Turkey's position in the world finally be fully detected by the leadership of Turkey, especially in this part of the self-awareness and "critical partnership" was the phrase used and the message to the appropriate weight to all the world has clearly declared.
ABD, Türkiye’yi tıpkı kendisi U.S., Turkey, just as he gibi görüp, bundan sonraki özellikle Orta Asya, Orta Doğu, İran, Irak, İslam alemi ve like to see, the next, especially Central Asia, Middle East, Iran, Iraq, Islam and Kafkaslardaki politikalarında öncelikli “güven ülkesi” olarak kaydetmiştir. Priority policies in the Caucasus in the "safe country" was recorded as. “kendisi için istemediğini başkası içinde istememe” mantığını Obama, İran ile ilgili bir soruda ortaya koydu. "For he did not want anyone else to want to" logic Obama, were revealed in a question about Iran. Gençlere özellikle eski kuşakların bazı alışkanlıklardan kurtulmakta zorlandığını ve yeni neslin bu tarz koşullanmışlıklar arasında boğulmaması gerektiğini ifade etmesi de Obama’nın tüm sorunlara nasıl yaklaşım göstereceğinin bir işareti değimliydi? Some habits of young people, especially older generations and the new generation has been difficult to get rid of this kind should not drown in the express condition to search the entire issue Obama'nın a mark will show how değimli approach was that? Kısaca ABD başkanı Barack Hüseyin Obama, tamda günümüz Dünya’sının beklentilerine uygun bir dil kullanan, Dünya’nın ihtiyaç duyduğu bir liderlik profilini çizdi. In short, the U.S. President Barack Hussein Obama, in full accordance with our expectations Dünya'sının use a language that the world needed was a leadership profile. Ayrıca, Dünya’nın “jandarması” olmadıklarını, “bir elin nesi var iki elin sesi var” düsturu ile Dünya sorunlarının üstesinden gelinebileceğinin bilincindeki bir lider tipini çizdi. Also, world's "gendarme of the" think, "What 's the one hand there is the sound of two hands" with the motto of a world leader in the awareness of problems overcome çizdi type. Türkiye’de nasıl Tayyip Erdoğan’ın belki bilmeyenlerce yadırganan “Kasımpaşalılık” diye niteledikleri doğal ve tabiliğini, şimdi tüm Dünya, Barack Hüseyin Obama’nın şahsında görüyor. Tayyip Erdogan in Turkey's how strange it is known "Kasımpaşa" and the characterization of natural and tabilik, now all the world, Barack Hussein is seen in individuals Obama'nın. Olması gerektiği gibi, rolsüz ve de sade ve gerçekte bir insanın olması gerektiği haliyle bir liderlik. As it should, without a role and should be simple and in fact as a person a leader. Gurur ve kibirden uzak, akil ve de mantıklı ve makul, ben merkezlilikten ziyade “biz” diyebilen bir liderlik Obama’nın ki. Pride and arrogance far from, the mind and the logical and reasonable, I centers rather than "we say that a leadership Obama'nın. Sanırım Dünya’nın da tüm ülkelerinde aynı hasletleri taşıyan liderlere ihtiyacı var. I think all the world's leading countries carry the same haslet needs. Ve böylesi liderliklere de ülkeler, ancak halkları isterse kavuşabilecekler. And with the leadership of such countries, but if people want to be able to meet.
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’yı hep birlikte izledik. U.S. President Barack Hussein followed Obama'nın together. Şimdiye kadar hiç görmediğimiz bir liderlik vizyonu çizerken, bize iğne batırırken kendine de çuvaldızı batırmayı ihmal etmediğini gördük. So far not seen a vision of leadership for drawing, you prick us to immerse himself in the pack we have seen, does not neglect. Belki de bizim hoşumuza giden yanı da buydu. Maybe that was the side we go to our welcome. Zaman zaman söylemlerine kızanlarımız olmuş olabilir, bizi tesir ve etki altına almak için böyle yaptı denebilir ama Obama’nın Türkiye gezisini yakından izleyenler, neyi niçin ve ne kadar yerinde kullandığını da anlamışlardır. From time to time that could have been resentful to tell us to get under the influence and impact that can be made, but also closely monitor travel Obama'nın Turkey who is using what and why and also understand how much you have in place. Burada Obama’nın söylemlerinden ve de ifadelerinden çok farklı anlamlar çıkararak, tıpkı geçmişteki gibi gelecekle alakalı bir takım komplo teorileri üretmeye gerek yok. And the statements of the discourse here Obama'nın by removing the many different meanings, just like in the past relevant to the future not need to produce a set of conspiracy theories. Her şey eskisinden olmadığı kadar ayan beyan ortada ve milletin gözünün önünde olmaktadır. Anything older than in front of Ayan statement is clear and the eyes of the nation. Afganistan konusunda Türkiye’den asker de istenecekse ve ama bizim komutanlarımızın nezaretinde askerimiz o coğrafyalara gidecekse bundan gocunmamıza gerek yok ki. Turkey's military in Afghanistan, but we also want to be, and under the surveillance of our commanders, our soldiers will go to that geography does not need to drain it. Askerimiz zaten her gittiği yerde risk altındadır. Our soldiers go where risk is already here. Kendi ülkemizde bile askerimiz risk altında değil midir? In our own country, not even at risk to our troops? Şu unutulmamalı, silahın olduğu her yerde her zaman risk vardır. You should not be forgotten, as a gun where there is always risk. Öyle değil mi? Not so?
Kısaca ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, Türkiye’den tüm Dünya’ya, “bundan sonra bu coğrafyanın, ABD’si sizsiniz.Türkiye’dir. In short, U.S. President Barack Hussein Obama, from Turkey to all the world, "then this part of the U.S. sizsiniz.Türkiye respectively. Ama eski ABD’si değil yeni ABD’sisiniz, size güveniyoruz. But not the new U.S. former U.S., we're confident. Ceddinizden aldığınız derslerle mi, adalet duygularınızla mı hangi ahvalde olursa olsun bu coğrafya’da siz artık sizindir. Of course you have received from your predecessor, justice is with feelings in the matter which ahval you now in this part is yours. Ben sadece istediğiniz zaman yanınızda olacağım”mesajı vermiştir. I just want be with you "message was given. Yani salt, Türkiye’nin yüzde 98’i müslümandır, aman buradan İslam alemine “şu mesajı da vereyim” kaygılarından ötedir ABD’nin Türkiye’ye biçtiği misyon. So salt, 98 percent of Turkey is Muslim, my here in the Muslim world "to give this message" is beyond the concern of the U.S. appraisal mission to Turkey.
Ha şimdi benim için “ne yalaka adam ya, nasılda Obamacı olmuş” diyenlerinizi duyar gibiyim, hayır ben ABD’ci değilim ama ben bugün ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın eski ABD başkanlarına oranla çok doğru bir insan olduğuna inanmakla, Rusya’nın da en az ABD’nin yeni lideri gibi insanlarının bol ve güvenilir insanlar olduklarına inanıyorum. Ha now for me, "what ya smarmy guy, how was the Obamacı" I seem to hear the, no I am not, but I USA Today U.S. President Barack Hussein Obama'nın than former U.S. president is very true to a man believed to be Russia's most such as the new leader of the United States than people believe to be abundant and reliable people. Burada şucu veya bucu olmak önemli değil artık Dünya, bir köy oldu. Not important to be here anymore Sucu or half world, became a village. Bu alem de tüm insanlığın huzur ve saadetini düşünen, barış ve kardeşliklerin dil, din, ırk,renk gibi ayrımcılıkları içermeyen her türlü insanı düşünüşün ve insanca yaşamın olması için çaba sarfeden liderlerden yanayım. This peace and happiness of mankind think of all the booze, the language of peace and brotherhood, religion, race, color does not contain all kinds of consumers, such as discriminatory and humane life of people thought that since the effort's leaders sarfeden am. Dünya’daki haksızlıkların, zulmün dizginlenmesi ancak böyle liderler sayesinde giderilebilir diye düşünüyorum.Bu vesileyle Barack Hüseyin Obama’yı başkan seçen tüm ABD’lileri de başkan Obama’nın şahsında tebrik ediyorum. In the world of injustice, persecution can be resolved thanks to the leaders but it would be uncontrollable vesileyle Barack Hussein düşünüyorum.Bu all Obama'nın president chooses the president of the United States Obama'nın'd like to congratulate the person. Kalın sağlıcakla. Bold Sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır. Note: This article also www.karadenizolay.com, www.kuzeyhaber.com and Services is published in the Gazette.
Leave a Comment Leave a Comment
ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyaretinin anlamı
ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyareti
M. Kemal AYÇİÇEK – 8 Nisan 2009
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti sırasında çeşitli platformlarda verdiği mesajlar tartışılıyor. Olayı herkes, kendi cenahından yorumluyor. Gerçekte Obama’nın amacı neydi? Hep alıştığımız, kuşkucu bakış tarzımızla “bizden çok şeyler istemiştir, kaybımız çok olacak, göreceksiniz” mantığını haklı kılacak bir durum söz konusu bile değildir. Obama, bir önceki ABD Başkanı Bush’un dinlememekte direndiği Türkiye’ye aslında bir derin özür ve gelecekte de güven telkin etmiş ve “kritik ortaklık” adımını atmıştır.
Bugüne kadar hiçbir ABD başkanının olmadığı kadar tüm ziyaretlerinin Türkiye başta olmak üzere Dünya kamuoyuna canlı yayınlarla mesajlar verdiği bir gezi olmamıştır. Gerek bilişim çağının teknolojik imkanlarının gelişmişliği ve gerekse yayıncı kuruluşların çok donanımlı oluşları sayesinde ABD başkanı Barack Hüseyin Obama’nın ziyaretini sadece gazeteciler ve diplomatlar değil tüm Dünya canlı yayınlarla izlemiştir. Artık günümüz şartlarında verilen tüm mesajların, orasından burasından kırıntılanarak, toplum üzerinde bir takım şüphe ve vehimlere yol açacak yorumlar, eskiden olduğu gibi yapılamayacak. Yapılsa da zaten yapanların hangi amaçla bu yorumları yaptıkları sırıtacaktır.
Devletlerarası resmi müzakereler hariç, gezi ayrıntılarıyla kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiş ve yakın bir zamanda kamuoyu yoklamalarında Türkiye halkının yüzde 50’lere düşen ABD desteği, Obama’nın iki günlük Türkiye ziyaretinde yüzde 80’ler üzerindeki desteğe ulaşmıştır. Öyleki, Obama’nın İstanbul’da Ayasofya Müzesi ve Sultan Ahmet camii ziyaretlerinden sonra Tophane-i Amire’de öğrencilerle buluşması ve orada insanlar arasında daha iyi iletişim kurulmasının, yanlış anlamaların üstesinden geleceğini ifade etmesi ve gençlerin politikaya girmesini önermesi başlı başına bir değişim ve gençliğe güvenin ifadesidir.Ayrıca, gençlerle buluşmasında “ezana yarım saat var, ezandan önce bitirmeliyiz” şeklindeki ayrıntıyı ifadesi, inanca olan saygısının yapmacık olmadığının bir kanıtı gibiydi.
Barack Hüseyin Obama’nın hem beden dilini ve hem de yaptığı konuşmalardaki “insana saygı”yı ön plana alan kullandığı sözcükleri, belki bizim karakterimize uygun ifade tarzı da kendisine inanılırlığı artırmıştır. ABD başkanı, eski başkan Bush’un tam aksine bir profil çizerken, gençlerden birinin “Abd’deki liderlerde simalar değişir ama kafalar değişmez, aslında sizin de bush’tan pek farklı olmadığınıza ne dersiniz?” şeklindeki sorusuna, Obama’nın “uygulamalarımızla bunu görürsünüz. Liderler arasında fark var mıdır, yok mudur görürsünüz” cevabı bile iyi niyet ve dürüst bir politikacı imajını ortaya koymuştur.
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, bir önceki başkan George w.Bush’un Irak’ın işgal edilmesi olayı başta olmak üzere bölgedeki politikalarında kulak verip, dinleme zahmetine bile katlanmadığı Türkiye’ye aslında dolaylı bir “özür dileme” ve bundan sonra Afganistan, Pakistan, Ortadoğu, Irak, İran, İsrail-Filistin, Türki cumhuriyetler, Kafkaslar ve hatta Rusya ve Avrupa konusunda da her türlü problemi, birinci derecede paylaşacağı bir patner olarak kabul ettiğini ilan için Türkiye’ye gelmiştir. ABD başkanı Obama, Türkiye’nin Dünya’daki konumunu nihayet tam olarak algılamış olarak, Türkiye’nin liderliklerine özellikle bu coğrafyada muhtaç olduğunun farkındalığı ile “kritik ortaklık” ifadesini kullanmış ve konumuna uygun ağırlıkla mesajları tüm Dünya’ya açıkça ilan etmiştir.
ABD, Türkiye’yi tıpkı kendisi gibi görüp, bundan sonraki özellikle Orta Asya, Orta Doğu, İran, Irak, İslam alemi ve Kafkaslardaki politikalarında öncelikli “güven ülkesi” olarak kaydetmiştir. “kendisi için istemediğini başkası içinde istememe” mantığını Obama, İran ile ilgili bir soruda ortaya koydu. Gençlere özellikle eski kuşakların bazı alışkanlıklardan kurtulmakta zorlandığını ve yeni neslin bu tarz koşullanmışlıklar arasında boğulmaması gerektiğini ifade etmesi de Obama’nın tüm sorunlara nasıl yaklaşım göstereceğinin bir işareti değimliydi? Kısaca ABD başkanı Barack Hüseyin Obama, tamda günümüz Dünya’sının beklentilerine uygun bir dil kullanan, Dünya’nın ihtiyaç duyduğu bir liderlik profilini çizdi. Ayrıca, Dünya’nın “jandarması” olmadıklarını, “bir elin nesi var iki elin sesi var” düsturu ile Dünya sorunlarının üstesinden gelinebileceğinin bilincindeki bir lider tipini çizdi. Türkiye’de nasıl Tayyip Erdoğan’ın belki bilmeyenlerce yadırganan “Kasımpaşalılık” diye niteledikleri doğal ve tabiliğini, şimdi tüm Dünya, Barack Hüseyin Obama’nın şahsında görüyor. Olması gerektiği gibi, rolsüz ve de sade ve gerçekte bir insanın olması gerektiği haliyle bir liderlik. Gurur ve kibirden uzak, akil ve de mantıklı ve makul, ben merkezlilikten ziyade “biz” diyebilen bir liderlik Obama’nın ki. Sanırım Dünya’nın da tüm ülkelerinde aynı hasletleri taşıyan liderlere ihtiyacı var. Ve böylesi liderliklere de ülkeler, ancak halkları isterse kavuşabilecekler.
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’yı hep birlikte izledik. Şimdiye kadar hiç görmediğimiz bir liderlik vizyonu çizerken, bize iğne batırırken kendine de çuvaldızı batırmayı ihmal etmediğini gördük. Belki de bizim hoşumuza giden yanı da buydu. Zaman zaman söylemlerine kızanlarımız olmuş olabilir, bizi tesir ve etki altına almak için böyle yaptı denebilir ama Obama’nın Türkiye gezisini yakından izleyenler, neyi niçin ve ne kadar yerinde kullandığını da anlamışlardır. Burada Obama’nın söylemlerinden ve de ifadelerinden çok farklı anlamlar çıkararak, tıpkı geçmişteki gibi gelecekle alakalı bir takım komplo teorileri üretmeye gerek yok. Her şey eskisinden olmadığı kadar ayan beyan ortada ve milletin gözünün önünde olmaktadır. Afganistan konusunda Türkiye’den asker de istenecekse ve ama bizim komutanlarımızın nezaretinde askerimiz o coğrafyalara gidecekse bundan gocunmamıza gerek yok ki. Askerimiz zaten her gittiği yerde risk altındadır. Kendi ülkemizde bile askerimiz risk altında değil midir? Şu unutulmamalı, silahın olduğu her yerde her zaman risk vardır. Öyle değil mi?
Kısaca ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, Türkiye’den tüm Dünya’ya, “bundan sonra bu coğrafyanın, ABD’si sizsiniz.Türkiye’dir. Ama eski ABD’si değil yeni ABD’sisiniz, size güveniyoruz. Ceddinizden aldığınız derslerle mi, adalet duygularınızla mı hangi ahvalde olursa olsun bu coğrafya’da siz artık sizindir. Ben sadece istediğiniz zaman yanınızda olacağım”mesajı vermiştir. Yani salt, Türkiye’nin yüzde 98’i müslümandır, aman buradan İslam alemine “şu mesajı da vereyim” kaygılarından ötedir ABD’nin Türkiye’ye biçtiği misyon.
Ha şimdi benim için “ne yalaka adam ya, nasılda Obamacı olmuş” diyenlerinizi duyar gibiyim, hayır ben ABD’ci değilim ama ben bugün ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın eski ABD başkanlarına oranla çok doğru bir insan olduğuna inanmakla, Rusya’nın da en az ABD’nin yeni lideri gibi insanlarının bol ve güvenilir insanlar olduklarına inanıyorum. Burada şucu veya bucu olmak önemli değil artık Dünya, bir köy oldu. Bu alem de tüm insanlığın huzur ve saadetini düşünen, barış ve kardeşliklerin dil, din, ırk,renk gibi ayrımcılıkları içermeyen her türlü insanı düşünüşün ve insanca yaşamın olması için çaba sarfeden liderlerden yanayım. Dünya’daki haksızlıkların, zulmün dizginlenmesi ancak böyle liderler sayesinde giderilebilir diye düşünüyorum.Bu vesileyle Barack Hüseyin Obama’yı başkan seçen tüm ABD’lileri de başkan Obama’nın şahsında tebrik ediyorum. Kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.
"Gömdük, gittiler" mi yani?
“Gömdük, gittiler” mi yani?
M. Kemal AYÇİÇEK – 6 Nisan 2009
Türkiye, sanırım Dünya ülkeleri arasında en fazla gündeme gelen ülkeler arasında yer aldı. Geçen hafta önce İngiltere’nin Londra kentindeki G20 zirvesinde, ardından da , Almanya ve Fransa’daki NATO zirvesi ve hemen ardından da ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti ile gerçekleştirilen “Medeniyetler ittifakı”, tüm Dünya’nın da yakından izlediği toplantılardı. Şüphesiz, bu çok yoğun zirvelere biz kendi açımızdan bakacak ve elbette bu ülkenin vatandaşları olarak, buralardaki olumlu gelişmelerden kendimize de birer mutluluk payesi çıkaracağız. Ama yeter mi?
Daha önce de bir yazımda dile getirmiştim, nedense Türkiye’nin dış politikalarındaki başarılı çalışmaları, iç politikaya yansımıyor. Yani Dış Politika’nın mimarları gibi içerde de işlerin rayında yürümesini sağlayacak danışmanlara ihtiyaç var. Evet, ABD’nin çiçeği burnundaki yeni başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti son derece önemlidir, çok da takdir edilmelidir. Türkiye’nin “Medeniyetler ittifakı”nda ki konumu çok önemlidir. NATO’daki çıkışı ve kazanımları da aynı derecede önemlidir. Türkiye’nin Dünya yönetiminde eskisinden daha fazla söz hakkı elde ediyor olması, nerde bir zulüm varsa bu zulme seyirci kalmamak adına elbette önemsenecek gelişmelerdir.
Dünya’yı bir tarafa bırakarak biz yine kendi içimize dönelim. Yerel seçimleri geride bıraktık ve başkanlıklar, muhtarlıklar ve il ve belediye meclis üyeliklerinde kavgalar, usulsüzlükler, çalınan oylar veya yanmış oylar, hatalı sayımlar, tekrarlanan tasnifler gördük. Hala itirazlar var ve iptal edilen seçim bölgeleri de var. Bunlarda hayatın devamında olağan sayılabilir ama ya işlenen cinayetler, tüm bu yaşanan çirkefliklere değer mi? Bir insanın canının kaybı, hangi koşulda olursa olsun kabul edilebilir mi? Bu ister muhtarlık ister başkanlık isterse bir trafik kazası olsun can kayıplarına değer mi?
Biz bu ülkede “ölen öldü kalan sağlar bizimdir” mantığı ile bir helikopter kazasının ardından yaşamlarını yitiren insanların “suikast’e mi, yoksa kazaya mı” kurban gittiler kuşkularını daha ne kadar süre taşıyacağız? Bu ülkenin öleni de kalanı da hepsi, aslında bizim insanlarımız değil mi? Yoksa bu ülkenin bizden başka sahipleri mi varda bizler bu ülkenin fazlalıkları mıyız? Ayrık otları mıyız? Bunumu bilmiyoruz yoksa?
Tarlalardan, kuyulardan çıkarılan kol, bacak ve kafatası kemikleri için “gömdük, gittiler” mi diyeceğiz? Ne zamana kadar bu böyle sürecek? İster trafik kazalarında ister Helikopter kazasında veya her hangi bir yerde birileri tarafından öldürülen insanlardan biz kendimize bir sorumluluk çıkarmayacak mıyız? Mesela BBP Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazadan hemen sonra “yaralı ve sağ kurtulduğu” şeklinde açıklama yaptığı iddia edilen Kayseri valisinin neden hemen açığa alınmadığını sormayacak mıyız? Veya o haberi üreten ve veren ve ardından da ilk kez gördüğüm bir garip “haber iptali” yapan Devletin resmi haber ajansı AA’nın muhabiri ve sorumluları hakkında hiçbir işlem yapılıp yapılmadığını sormayacak mıyız?
Etkili ve yetkili makamlarda bulunanların, o makam ve mevkilerinin sorumluluklarına yaraşır tavrı beklemek vatandaşın hakkı değil midir? Vatandaşın kafasındaki “müphem mevhumlar”a cevap ararken bunu sesli düşünmesi veya dile getirmesin de bir ard niyet aranır mı? Makam ve mevkilerde bulunan insanların, o makam ve mevkilerini, bu ülkenin insanlarına hizmet etmek için doldurdukları bilincinden yoksun olduğunu vatandaş düşünebilir mi?

