Yayla yolları
Kimi
küresel ısınmaya verse de Karadeniz Bölgesi’nde var olan aşırı nem
yüzünden zaten insan çalışmadan da terler. Denize girseniz de faydası
olmaz, denizden çıktığınız anda giysileriniz
Yayla yolları
M. Kemal AYÇİÇEK – 28 Temmuz 2008
www.karadenizolay.com (Özel)- Kimi küresel ısınmaya verse de Karadeniz
Bölgesi’nde var olan aşırı nem yüzünden zaten insan çalışmadan da
terler. Denize girseniz de faydası olmaz, denizden çıktığınız anda
giysileriniz yapış yapış olur ve bunalırsınız.
Nefes
almakta zorlanırsınız yaz mevsiminde. Bunun için bir çok kemençe
türküsünde “benim ilacım yayla” diye feveranlar bile vardır. Hal böyle
olunca da hafta sonu gelince aracına binen tutar yayla yolunu. Ama bu
sadece gezmeyi bilenler için böyledir. Kimileri de hava ne kadar
rutubetli olursa olsun, yaylalara gitmeyi ya akıl edemez veya buna
fırsatı olmaz veya imkanı da denebilir.
Normalde araçların olmadığı dönemlerde 2 veya 3
gün yürüyüşle gidilebilen yollar, şimdiler de hem yolların bakım ve
onarımının daha sık yapılıyor olması, son model araçlarla bile
yaylalara günübirlik çıkıp inme fırsatını veriyor. Bu nedenle olacak
sadece yaylalarda kalanların değil sahillerden de yayla şenliklerine
akın ediliyor.
Araklı’da
Balahor yaylası şenliğini Araklılı “çebiler şenliği”ne dönüştürseler de
aracını alan çıkmış bu şenliklere. Araklı ile Balahor yaylası
arasındaki zaman zaman çiselerle ıslanmış yolda, kimi zaman da toz
bulutları oluşturarak hınca hınç dolmuş araçlarla Karadeniz insanı
yayla şenliklerine taşınıyor.
Kimilerine göre kamyonların üzerinde veya
kamyonetlerin üzerinde seyahat edilmesi sakıncalı ve tehlikeli bulunsa
da bu görüntüler yayla yollarında pek de yadırganmaz. Çünkü,
geçmişte de zaten bu kültür, araçların yeni yeni yollara girdiği
dönemlerde de kamyonlar köç taşırken aynen bugünkü gibi her yanından
salkım saçak insanlar sarkarak yaylalara ulaşım sağlardı. Hem günümüz
de yaylalara öylesine talep oluyor ki, insanlar binecek araç sıkıntısı
bile yaşayabiliyor. Bu nedenle de kamyon kasalarından sarkan insanlar, genellikle kendine son derece güvenen gençlerden oluşuyor.
Araçların
içinde olanlar belki şarkı veya türküyü sadece otolardaki cihazlardan
dinleyerek yolculuklarının tadını çıkarırken araçların üzerindekiler,
şarkı veya türküleri kendileri çağırır üstelik çevrenin rahatsızlığı
gibi bir tepkiyle de karşılaşmadan belki sevdalarını dillendirir,
coşkularını dağlarda yaşar, bundan mutluluk elde ederler. Belki de bir
sevdiği var ve sevdiğine olan aşkını bu yayla yolarlında ilk kez
dünyaya haykırır gençler. “yayla yolları taşli , geliyor güzel başli,
ne oldi sana yavrim, dayman gözlerun yaşlı” vs. gibi.
Düşünsenize
kentlerde yaşayan ama içinden geldiği gibi bağırıp yüksek sesle şarkı
söylemek isteyen insanların böyle bir özgürlüğü var mı? Bunu yaparsanız
çevre tepkisi anında sizi bastırır, içinize ittirir ve de susarsınız.
Deşarj olmak isteseniz de buna imkan bulamazsınız ama ya yayla
yolları.. İşte yayla yolları tamda bu boşalımın veya ses tellerini
açmanın veya belki horonlara yolda hazırlığın bir ön antremanı sayılır.
Yayla yolları bu anlamda özgürce sizi kucaklar ve sesinizin güzelliğine bakılmaksızın da söylediğiniz şarkı da türkü de yollar boyunca yerini bulur. Yanınızda varsa birileri, zaten sizinle ya birlikte şarkıya eşlik eder veya siz bitirince o başlar söyleme, bu bir ahenk içinde yolculuğunuzun sonuna varıncaya kadar sürer tabi sesiniz kısılmazsa.
Aracı kulanan her kim olursa olsun zaten yayla
yollarında yavaşca yol alır ve üzerinde taşıdığı insanların
sorumluluğunun bilincindedir. Ama tüm bunlara rağmez zaman zaman
olumsuzluklar olmaz değil elbette kazalar olabilir ve bunlarda da
aracın üzerinde ya da içinde olunmasının tehlike boyutu olarak
birbirinden
pek
farkı olmaz hatta böyle yollarda araçlar zaten ağır seyrettiği için
aracın üzerinde bulunanlar her hangi bir tehlike anında da kendilerini
rahatlıkla kurtarabilirler. Bunları yazarken bir özendirme değil ama bu
tarz görüntüleri yadırgayanların olaya farklı şekilde bakabilmesini
sağlamak için anlatıyorum. Bunları biz yaşadık, yaşıyoruz. Ama bu tarz
yolculuklar, aşırı süratlerin yapıldığı devlet karayollarında elbette
mazur görülemez. Ama Yayla yollarımız bu tarz seyahatlere yer yer izin
verir.
Fotoğrafları, yapım çalışmaları yıllardır devam eden ve
ne hikmetse bir türlü de bitirilemeyen Araklı-Bayburt yolunda salmankas
dağının iniş ve çıkışında, Hacıveli ve Balahor yaylası ve Esertaş’ta
çektim. Yayla yollarının nasıl şenlendiğini sanırım fotoğraflar zaten
anlatıyor onun için de bir şeyler söylemeye gerek kalmıyor. İsterseniz
siz de bu insanlar gibi yayla yollarında toz bulutları arasında
yolculuk yapabilir ve yaşadığınızın farkına varabilirsiniz..

