AB'a ilk uyum tamam!
AB’a ilk uyum tamam!
Mustafa Kemal AYÇİÇEK – 12.10.2004
Salt Başbakan Tayip Erdoğan değil ki koşturan, veya Dişişleri Bakanı Abdullah Gül’de değil, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’e bağlı bir birim var ki, 70 kişilik ekip adeta geceyi gündüz etmiş, ülkemizi karış karış gezip, eğitim seminerleri ile üst düzey bürokratları bilgilendirmiş, bununla yetinmemiş ve 2 yıldan beri sık sık bölge toplantıları ile de AB’e uyumda ilki gerçekleştirmişler.
Tabi sadece Türkiye’de değildi onların koşturmaları, onlarda sık sık yurt dışına gidip, AB’ın ilgili ülkelerinde ilgi alanlarıyla bağlı toplantılara katılıp oradan aldıklarını da ülkemize taşıyorlardı.Hani gazeteciler arasında bir deyim vardır, esas çalışanlar sayfalarda ve ekranlarda yer almayanlar için ‘görğnmez kahramanlar’ işte bunlarda öyle .
Türkiye ile ilgili 6 Ekim’de açıklanan müzakere ön raporunun yankıları sürerken bu kez 8 Ekim 2004’te İstanbul’da Cevahir Grand Otel’de 30 ülkeden 300 üst düzey davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Tam Katılım Konferansı’na bende Karadeniz Bölgesi’nin Online Gazetelerinden www.kuzeyhaber.com ve www.aycicek.net/mka web siteleri adına katıldım.
TC.Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Proğramları Merkezi Başkanlığı’nca Organize edilen ‘Tam katılım Konferansı’ davetiyesi’nde kendi ifadeleri ile, ‘ Türkiye, Kasım 1999’da Helsinki Zirvesi’nde Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak kabul edilmiştir. Topluluk müktesebatını uygulamak için Mart 2001’de Ulusal Plan hazırlanmış, Plan’da Türkiye’nin eğitim alanında AB standartlarını yakalaması hedeflenmiştir.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 21 Haziran 2002 tarihinde imzalanan Çerçeve Anlaşması ile Türkiyenin Topluluk Programlarından Socrates (Genel Eğitim), Leonardo da Vinci (Mesleki Eğitim) ve Gençlik Programlarına katılımını öngörmektedir. Bu konuda çalışmalar öncelikle Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı bünyesinde oluşturulan Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Daire Başkanlığı tarafından başlatılmıştır. Daha sonra anılan Daire Başkanlığı Ağustos 2003’de yürürlüğe giren bir kanunla Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından bağımsız bir Başkanlık haline dönüştürülmüş ve Hazırlık Dönemi faaliyetleri başarı ile tamamlanarak 1 Nisan 2004’ten geçerli olmak üzere Türkiye 25’i AB üyesi, 2’si aday statüsündeki ülke ile 3’ü Avrupa Serbest Ticaret Alanını (EFTA) oluşturan ülke olmak üzere toplam 30 ülkenin AB Komisyonu ile birlikte yürüttükleri programlara katılım hakkını elde etmiştir’
Evet, Türkiye ilk tam uyumunu 1 Nisan 2004’te gerçekleştirdi ama bundan hiç kimsenin haberi olmadı. Elbette burada medyanın belki gündem yoğunluğundan kaynaklandı ama ülkemiz adına sevinilecek bir büyük olay. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ‘Türkiye AB Üyesi olmadı ama Eğitim ve Gençlik’te tam katılımı sağladı’ diyerek, Türkiye’nin 45 yıldır AB ile entegrasyon sürecinde olduğunu, Türkiye’nin değişik kültür ve medeniyetlerin beşiği olduğunu bunun için AB’ne ayrı boyut ve zenginlik katacağını söyledi.
Konferans aslında bir şenlikti ama katılımcılar en üst düzeyde olunca ister istemez daha yeni yeni sivilleşmeye çalışan ülkemizde pek Avrupai değil de yine Asyalıvari oldu. Ne demek istiyorum biliyormusunuz aslında mesela rahmetli Özal’ın döneminde olsaydı bu olay havai fişekli şenlik yapılırdı, davullar zurnalar belki de tellallar çıkarılırdı o olmadı işte! Düşünün işte tam bir Devlet adamı profili çizen ölçülü ve de saygın, ne yaptığını bilen, bu bilinçle de Hükümeti temsil eden Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in katıldığı bir nezih konferans o kadar!
Olsun önemli olan bu tam katılımın eğitim ve gençlik alanında olmasıydı. Çünkü, eğitim camiası ve yarının yöneticileri olacak gençlerin olayı kavrayıp algılaması ile Türkiye, tam üyelik müzakereleri sürecinde emin adımlarla ilerleyecek şüphesiz. Büyüklerimize saygımız sonsuz ve her zaman ellerinden öperiz ama her yeni olana açık bir fikri yapıya intibakta zorlanıyorlar. Onları kırmamak gerek elbette ama onlarla biz Avrupa Birliği’ne girmeye kalktık tam 45 yılımızı heba ettik artık bunu bir anlayıversin de sitemkar olmasınlar. Günümüz gençliğine inansın ve güvensinler ve de bolca (aflarına sığınarak söylüyorum) dua etsinler! Biz onların ellerinden sık sık öperiz. Yeter ki bunu samimi olarak istesinler!
Bayburt’un Pamuktaş köyünden gevenci Ahmet dayı vardı.tabi rahmetli olmuştur şimdi dedem gibi ama bir gün bize misafir olmuştur. Ocakta pişmiş Mısır ekmeğini çok seviyordu ama dişleri yoktu. Dedem, yemek yerken taze yoğurda mısır ekmeğini doğrayip yiyordu ama Ahmet dayı sadece bakıyor ve yiyemiyordu. Dedem bunu fark etti ve ‘Doğra ekmeğini sende böyle de yesene’ dedi. Ahmet dayı, ‘tamam hacım, sen doğra ağzına al ben kuvvetli kuvvetli çiğnerim’ diyerek dişlerini gösterdi. Şimdi 45 yılımızı heba eden Yaşlı büyüklerimiz de bize bari bunu diyiversinler! Biz bu AB Lokmasını usulünce yeriz!
AB Tam katılım Konferansı’nda elbette çok önemli bilgiler verildi.DPT Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Proğramları Merkezi Başkanı Nuri Birtek, 2005’te 28 milyon 500 Euro’luk bütce ile 440 proje ve 6 bin yararlanıcıyı hedeflediklerini, 2006’da 39 milyon 143 Euro’luk bütçe ile 12 bin yararlanıcıyı hedeflediklerini, 2007’de de 60 milyon Euro ile yararlanıcı sayısını katlayacaklarını belirtiyor.
Tabi bu rakamlar,işin uzmanlarının daha iyi tahlil edebildiği olay ama mesela Avrupalı Program yöneticilerinden Mr.Bertrand Delpeuch, AB’da 88 milyon öğrenci bulunduğunu ve her 20 öğrenciden birine ülkelerarası değişim fırsatı tanımak istediklerini,gelecek nesil proğramında Türkiye’nin çok büyük katkısının olacağını söylüyor.Kısaca eğitim ve gençlik açısından 2 temel esas belirtiliyor. Birincisi, beraber çalışma, ikincisi ise istifade edebilme.AB Ülkeleri öğrencileri, bu ülkeler içerisinde birlikte uyum proğramları yaparak, bir aile ortamının nüvelerini atarak, ülkelerarası kültür ve bilgi akışında öncü rolü üstleniyorlar. Bunun için Türkiye’de ilk, orta ve yüksek öğretimi kapsayan, aynı zamanda işsiz ve genç üstü grupları da içeren proğramlara proje üretimi teşvik ediliyor.
Bu kurumun 2000-2006 yılları arasındaki programı daha çok eğitim ve gençlik ağırlıklıyken, 2006’dan sonraki proğram hedefi ise Yaşamboyu öğrenme için entegrasyon ve Aktif gençlik proğramları.Netice olarak ben bu Tam katılım Konferansı’nda DPT Müsteşar yardımcısı Lütfi Elvan, Proğramı başkanları Salih Çelik, Raf Chanterie, Hamit Ersoy, İbrahim Demirer, Sefa Yahşi’yi dinleyince Türkiye’nin yolunun açık olduğunu yakından gördüm. Şimdilik kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır.(mka)


