fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

gasteci

28 Şubat, bitti mi?

28 Şubat bitti mi?

 

M.Kemal Ayçiçek- 4 Mart 2005

Milletin dilinde pelesenk oldu napalım 28 Şubat 1997 tarihini bende yazayım bari. Öyle ya o dönemi bende Karadeniz Olay Gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak yaşadım. Kimsenin ruhunun duymadığı o günlerde bizlere biryerlerden emirler geliyordu ve bizden uygulamamız isteniyordu. Bundan benim o dönemdeki patronumun bile haberi yoktu mesela, sadece ben biliyordum bir de gazetemiz sayfalar sorumlusu arkadaşım biliyordu. Neydi o bilinen şey “andıç”lama emri!

Gerekçede neydi biliyormusunuz, yanı o andıçlamanın gerekçesi, “efendim, kalepark’a giriş kartı verilmesi” bahane ediliyor ve yaz mevsimindeki bir sezon Kalepark (Trabzon’un en güzel mekanıdır ve sivillere kapalıdır) denilen askeri bölgede çay  içmek isteyenlere birer kimlik kartı verilecekmiş de bizden tüm personelin annesinin kızlık soyadına varıncaya kadar bilgi isteniyordu. Yazıyı ilk elime aldığımda “helal olsun asker bizi tanıdı” dedim ama ardından “bunda bir hinlik vardır” diyerek temkinli davrandım ve zaten olayı çözdüm, cevap bile yazmadım o yazıya.Zaten ne olduysa ondan sonra oldu ya, benim ne İrancı olduğum kaldı ne de fundamentalist oluşum. Ben meğer ne şeriatçıymışımda ben bunu bilmiyormuşum hep bunları ondan sonra yavaş yavaş öğrettiler bana! Ama bende nerde o kafa ki öğreneyim. Çık Serdar Ortaç diyesi “ben adam olmam” vesselam!

Askerde lakabım “nizami kemal”di.Sivilleştikten sonrada nizam ve intizama elimden geldiğince saygı duydum ve yerine getirmeye çalıştım ama kimsenin kapıkulu askeri de olmadım. Ha bundan sonra mı olmam elbette çünkü unumu eledim artık, zaten kimsenin de işine gelmem ki! Posamızı çıkardılar.Sadece öyle de kalmadı, bazıları anlamaz ama sesimizi kestiler! Hepten def edemediler ama kestiler,  312 den yargıladılar ama bir şey tutturamayınca bu kez kalleşçe bir plan yapıp beni pusuya düşürdüler, iyiniyetimi  kullanıp bana komplo hazırladılar ve bunda muvaffak oldular! Tabi akılları sıra bunu başardılar.Allahın verdiği canı almaya kalktılar ama onu başaramadılar! Belki başarırlardı da Allah fırsat vermedi.

Askerin “adam”ını severim, delikanlısını, harbisini.Şu son dönemde fosayı meydana çıkan tiplerini değil yani, kimler di o gün 28 Şubat’ta bu kurumun üst düzeyindeki komutanları, nerdeler şimdi? Mezara girenler ayrı ya yaşayanlar nerde?O günkü koşullarda bir makamda sorumlu kalmak zor zanaattı, insanlar birbirlerini ihbar ediyor, bir birlerinin yüzüne gülüp arkasından kuyularını kazıyorlardı. Ben bunu fark etmiştim ama böyle bir oyunun gereğini hiç algılayamamıştım. Saflığıma verin ben ole bir şeylerden farklı sonuçlar çıkaracak kadar şeytani bir yapıda değildim onun için saflığımı kabul ediyorum. Dürüst hizmet verme adına ben gazeteme reklam bile almıyordum ki bana yarın bir gün herhangi bir çıkar çevresinden bir tek söz gelmesin diye. Hatta bir gün net holdinge gittikte orada müdür bile bana teşekkür etti, neden diye sorduğumda bana şu ifadeyi kullandı, “ben 2 yıldır buradayım ve bayramda seyranda kapımı vurmayan tek gazeteci sensin biliyor musun” ve ben bununla mutluluk duydum. Ben bir yerden reklam alsaydım reklamını aldığım yerlerin uşağı olurdum, yazı yazamazdım, haber yapamazdım, özgür olamazdım bunun için reklam almadım, hiç kimseden hiçbir zaman almadım. Bırakın ilanı ben bir tek hediye almadım. Ama maalesef bugün o hediye alanlar, bugün hala birilerinin ipi ile at oynatıyorlar!

 O gün 28 Şubat’ta şakşakçılık yapanlar bugün neredeyse günah çıkarır haldeler. Bunu akliselim tüm okurlar ve iyi gazete okurları biliyorlar.Rahmetli Adnan Kahveci, bana ölmeden 3 ay öncesiydi şunu açıkladıydı., “bu ülkedeki vergi iadelerinin yüzde 80’ini maalesef askeri kantinlerden verilen faturalarla devletten geri alıyorlar, ben bunu ortaya çıkardım ve önlemeye kalktım diye beni görevden azlettirdiler” kimmiş bunlar? Azlettirenler kimlermiş? Jandarma  Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, sadece hak vermiş kahveciye! Ya başka kimse var mıymış? Nerdeler şimdi? Kimler ne diyecekler? Şimdi bu ülke 28 şubat gördü evet  peki bu 28 şubat sürüyor muymuş? Bin sene sürecek miymiş? Sürmelimiymiş? Yok bole bir şey yav, ne demek. Bu ülkenin birlik ve dirliğine kasteden şerefsizler varsa onlar için can verecek yine bizleriz ama  amaç o değil de salt değirmenin suyunun nerden gelirse gelmesiyse o farklı bir şey.Bu değirmenin suyunu analiz etmek lazım. Asker dediğin, sivilden ne kadar daha fazla akıllı Allah’ını seversen de o bana nasıl yaşamam gerektiğinin kurallarını tıpkı kışladaki gibi verecek? Asker, bana benim vatani görevim sırasında dilediğini kendi bildiği gibi yaptırdı artık sivilsem yoğurdu bıraksın da ben nasıl istersem ole yiyeyim olmaz mı?Ama yok ne dediler, “nefes alırken bile bize soracaksınız” yok öyle yağma. Gir kışlana ve o kışlandan çıkarken de giy sivil elbiseni insan gibi gir halkın arasına, kendi üniformanın verdiği bir üstünlük havası ve edası içinde dolaşma siviller arasında, ne işin var? O üniformaya kimse karşı değildir ama ona saygı ancak kışlada olur. Sokakta ben üniformaya saygı duymak zorunda değilim çünkü o  üniforma sokak kıyafeti değil bir görev kıyafetidir. Ben öyle algılıyorum ama başkaları nasıl algılar o da benim umurumda değil. Ha sen o kışladan bana yazılı talimatda veremezsin. “gel kaleparka giriş kartı vereyim” desen de yemem gelmiyorum, senin o ruh halininin olduğu ve onu yansıtan hiçbir yere adımımı atmam zaten. Ben vatan görevimi layıkı ile yaptım ama sen o işin memurusun ve oradan maaş alıyorsun o zaman oradaki kural ve disipline ancak senin uyma zorunluluğun vardır benim değil, kendi zorunluluğuna beni de alet etmeye hakkın yok, her kim olursan ol. Evet 28 şubat bu ülkede maalesef çok hasarlara yol açtı bunlar arsında elbette gazeteciler var, diğer siviller var ama gerçekten örtülü bir darbe oldu Allah o günleri tekrar geri getirmesin. Zaten AB’a neden seviniyoruz ki, elin sopasıyla bizimkileri hızaya getirelim diye değil mi?

Laftan anlamayanların hakkıdır ne diyelim ki. Kalın sağlıcakla.

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır